Hani tek bir resmine günlerce yazabilirim ya, saatlerce konuşabilirim onunla. Karşımda olsan? En büyük susma'larıma hayran kalırsın. Büyük sevmelerime.. Sadece sana yazılmayı bekleyen o kadar satırım var ki, parmaklarım cesaret edebilse, sonun'u yazmaktan korkuyorum. Öğrenmen gerek, uzun uzadıya sana dokunmalarımın taşıdığı gerçek çaresizliklerimi uzaktan uzağa.
Ulan hani o kadar çok birikmiş susmalarım var ki içimde. Al işte bu gece de onlardan, bi bitik duvarlar, boyaları akmış, üzerime düşücek gibi, soyulan kabuklarının altında senin izlerin var. Benim hareket etmeye dermanım kalmamış, hala aynı küllükteki sigaraların tek tek bitişini izliyorum, dumanı gözüme kaçıyor canım yanıyor. Ara sıra dönüp aynaya oğlum bi düş yakamdan diye bağırıyorum, o daha da boğazıma sarılıyor. Huzur bulduğum tek an seni uyurken hayal ettiğim, saçlarının kokusunu içime çekmek için derin derin nefes aldığım, rtitimlerimin karıştığı zaman kavramı. Kahvaltıda o boş çay bardağı hep senin için orda, 3 şekerli. Avuçlarında yazılı ben’i görebiliyorum belkide ondan hala buralardayım ama giderim yakındır.
Aynı şarkıyı defalarca dinlemek gibi, neresinde olduğunu karıştırdığın burası dibimiydi başımıydı? –Sorusuna ya boş ver o ses işte seviyorsun tepeden tırnağa dibi yada başı ne önemi var cevabını, en emin cevaplarından biriymiş gibi verdiğin. Uyuşuyor dudaklarım bazen dişlerimle ısırıyorum ıspatı’ndayım olayın, ben hala ayığım ama sana sarhoş olalı uzun zaman olmuş onu saklayamıyorum.
Çok susuyoruz bu ara, çok şey saklıyor tırnaklarım, sevdiğim hissettiğim hiçbir zaman sahip olamayacağım bir beden, senden ibaret görkemli bir ölüm.