8 Mayıs 2012 Salı
GALATASARAY//
Temmuzun 28’inde Liverpool maçıyla başladık, kupadaki AdanaDemirSpor maçına kadar her maça gittim Aslantepe’ye kar, kış, yağmur, çamur bakmadım, siz sıcak evlerinizde sözde takım tutarken bunları yaptım ben çünkü görülecek bir hesabım vardı. Hırsımdan uyuyamadığım geceler vardı. Geçen sene şerefimizle hiçbir pisliğe bulaşmadan 8.bitirdiğimiz ligde tarihimizin en kötü sezonunu geçirdiğimiz zamandan kalan bir hesap vardı görülecek. Kümede kal diye bağıran kümeye düşmesi gereken şerefsizlerin o lafları ağızlarına tıkmak vardı. Biz o günlerde de buradaydık, bundan sonrada burada olacaktık çünkü biz Galatasaray’lıydık.
İlk hafta İbb’ye 2-0 kaybettik birileri utanmadan başlıklar attı ‘Bu mu 2000 ruhu dedi Tuz ruhu bu dedi’ biz gene oradaydık ve sabırla sustuk. Sonra İmparator öncülüğünde Galatasaray olmaya başladık kah kazandık kah kaybettik. Ama oynadığımız futbol açık ara Türkiye liginin en iyi futboluydu, hatta çok çok üzerindeydi. Hemde bunu rakibin kim olduğuna bakmadan yaptık. Gittik inönüde yaptık AvniAker de yaptık, k.köyde yaptık sahadan sildik bazen olmadı kazanamadık ama başımızı hiç eğmedik. Playoff sistemine sallamayacağım neden getirildiği aşikar bir sistem birilerinin ekmeğine yağ sürmekti amaç sürüldüde ama şu saatten sonra bunu konuşmanın amiyane tabirli dedikoducu karı’cılıktan farklı olmaz. Sen bu sistem olsa da çıkıp oynayıp kazanacaksın ve şampiyon olacaksın, bir şeyleri eleştirmek için çok geç.
Kazandık/kaybettik şöyle oldu böyle oldu ve geldik son maça dayandık. Ve k.köyde kazanarak şampiyon olmak var işin ucunda. Bu öyle bir şampiyonluk olacak ki 10 küsür senedir kazanamıyorsunuz diyenler, ‘Turuncu giydiniz ama sizi tanıdık’ ‘Doğduğun günden beri’ diyenlerin hepsi o pankartları açtıkları günlere lanet edecekler.
Unutmadan Galatasaray’ın k.köy fobisine güvenenler 2 kere son maçta şampiyonluk bırakanlar sanırım? Çünkü ben iyi olan değil şanslı olan kazansın diyen çok sarı-laci çubuklu forma giyen kişiyle aynı ortamda bulundum da..
Yapman gereken ‘SEN YENİDEN ASLAN GİBİ SAVAŞ GALATASARAY’ gerisini bize bırak. ‘Herkesin adaleti şaşar ama Allah’ın adaleti asla!’
Bir Galatasaray’lıdan DipNot; Berabere kalarak değil kazanarak şampiyon olmak istiyorum. Ve ben Galatasaray’ım istediğimi istediğim yerde alacak güce sahibim. Kimseye ihtiyacım yok masa başı oyunlarına da..
24 Şubat 2012 Cuma
Papyonlu//
Tek düze bir adam olmak zor. Her gün aynı insanı sevmek, her gün onu özlemek, her gün ondan uzak kalmak ne kadar gereksiz ne kadar saçma sapan ve aynı zamanda ne kadar vazgeçilemeyecek bir olgudur bilir misiniz? Hayır bilmezsiniz siz çok renkli karakterlersiniz çünkü. Benim siyah beyaz düşlerimin arasında kaybolmak size göre değil.
Dudaklarınız sadece bana ait olabilir mi? Sordum bu kez utanmadan kızmadınız umarım. Pekala saçlarınızın kokusu sadece benim için yaratılmış olabilir mi? Karşı gelsem tüm yaradılışlara yanar mıyım yahu bende? Yahu’lar pek sempatik değil mi ama ben ulan’ları daha bi sevdim. Onu da bir kenara bıraktık, siz sevgilim olur musunuz' sorusunu çok önemsediniz sanırım, ben bu kadar basite indirgeyemedim sadece ayıp olmadı değil mi? Olduysa haneme bir günah daha yazılabilir benim için mahsuru yok. Bu arada aklıma gelmişken hala aynı sempatiklikte mi gülüyorsunuz hani yüzünüzü sağa(kendinize göre) sola(bana göre) döndürerek? Ben çok isterdim yanağınıza dokunarak uyumayı hani saçlarınız yüzüme falan çarpsaydı, burnum kaşınsaydı. Ne var ki bunda? Şu an çalan parça bizim olsa biz dans etsek. Ben beceremem de siz beni uydursanız kendinize işte, ellerim belinizdeyken? Çok mu oldum ‘gene’? Peki peki son sorum; Bana sarılarak, kollarımın altında ölseniz sizi kimse görmese? Çok mu bencilce? Olmadı mı gene masum çocuğu, masallardaki kahramanı oynayamadım mı ki? Peki sustum ben o zaman. Bu arada ben biraz daha buz alayım o arada sizin sıcak kahveniz soğumasın yudumlayın. Sıcaklar sizinle soğuk suretler benimle kalsın. Öpüyorum, belirtmek isterim bu satırları gelişi güzel, orta okulda öğrendiğimiz üslubuyla çala-kalem yazdım ki beni de özel biri sanın. Elimden gelenin en iyisi bu ama söz daha iyisini için çabalayacağım. (shift iki nokta 9.)
13 Şubat 2012 Pazartesi
Ee Sonra?//
Her gece varırmış sabaha
Ona lafım yok
Varsın gene sabaha da
Her sabah aydınlık olur mu yolun ?
Olmasa da karanlıkta bakabilir misin ?
Görebilir misin?
Gerçekler acıysa
Yüzleşebilir misin?
Değmese de bana
Kendin için var olabilir misin ?
Yada kaybeder misin benliğini ?
Sahip olabilmek için
Sorar mısın bazen kendine
Gerçekten kimse var mı yanımda
Yoksa aldanan mısın
Dokunduğun dudakta ?
Bilsende yalanı susar mısın ?
İçinde bulunduğun ateş yakarsa
Söndürmeden
Gene de ister misin ?
İster misin bile bile ladesi
Kaybetmek koymaz mı
Verdiğinde karşılıksız
Sende ki her şeyi ?
Var mı ufak bir cesaretin
Gidelim dediğimde
Ateşte, karanlıkta, yalanda, tüm aldanışlarda
Gelebilir misin benimle sormadan ?
Aslen var olduğum yer
Gerçekte ya yoksa
Sen genede orayı
Arar mısın bulamasanda ?
Bir ben yeter miyim sana ?
Hiç bir albenim olmasa da
Vadetmesem de
Kusursuzun olabilir miyim ki ?
Kusursuzum olur musun ?
Bütün kusurlarınla..
12 Şubat 2012 Pazar
Nezaketimizi Asla Kaybetmeyiz //
Tek cümlesi iyi olan yazılar yazdığımda oldu
Sonra fark ettim
Bi yalnız kalmalıyım benimle
Duymalıyım hayatı
Ne kadar çekilmez olsa da
Elde ki buysa ?
Da unutma
Elinde avucunda nasırlarından başka
Hiç bir şey yok aslında
Tasalanma ciddi boyutta
Bugün aldıgın nefes kadarsın
Yarınsa buharlasacak
Ve toprak olacaksın..
29 Ocak 2012 Pazar
Bir Kişilik//
Hep söylerim hayat bir kişiliktir, yaşadıkların bir,
dostlukların bir, sevişmelerin-sevmelerin bir, acılar bir, mücadelen bir,
aldığın nefes bir, ağlamaların bir kişiliktir, susmaların.. Bunu inatla
kabullenmediğimiz için sürekli hayaller kurarken kendimizi onların enkazında
ağır yaralı buluruz. Sonra o yaraları sarmakta
bir kişiliktir, bilmeyiz. Bu satırların bularında gülümsersin bir kişilik.
Hayata katmak istediklerimiz vardır böyle en mükemmelinden,
hayat bizden en mükemmellerimizi çalar o ara, bir kişi kalırız. Mesela
bir’ilerine dert
anlatmaya çalıştığımız gün kaybederiz, bir’ilerine değer vermeye teşebbüs ettiğimizde
suç üstü yakalanır, bir kişi müebbet mahkumluklar yaşarız. Neden mi? Biz
alışkınız kirlenmek için büyümeyi, büyümek için küçülmeyi seçmeye. Cevabımızı
başkalarında, suçu, hatayı başkalarında aramayı iyi biliriz ama soruyu hep
kendimize sorarız, ironiktir bir kişilik.
Geçen
gün bir kişilik bir sevgi yaşıyorum gene soba sıcaklığının yanında aklımda sen,
bir kişi. Kudret yaratmaya çalışıyorum kendimde, sadece bana yetecek kadar bir
kudret. Mahalle bakkalının ithamlarından sıkılıyorum, başa al diyorum tekrar
soracağım; kendi tebessümümün arasına sıkışmış bir içtenlikle ‘Selamun Aleyküm
buralarda var mı bir kişilik bir yer?’ diyorum cevapsız kalıyorum. Ve bir
kişilik seviyorum seni o kadar yoğun, bunaltıcı ondan sana gelemiyorum. Bir
kişilikti ya hani hayat, bir kişisin ya sen bende epeyce, zaten bu bir kişilik
hayatım sadece senden ibaret yanlış olmasın oradaki bir kişi ben değilim
sensin.
Bana
biraz huzur lütfen, bir kişilik. İçinde sen olsun sade, yalın.
13 Ocak 2012 Cuma
Yanaklarım Kırmızıydı//
Henüz 6 yaşımdaydım, daha yeni etraftaki cisimleri anlamlandırmaya başlamışım falan. Mesela artık o ‘ğın ğın’ değil araba yada ‘apça’ değil amca.. İtiraf etmesi zor yanakları kızarıyor adamın ama sonuca odaklanılması gerektiğine inandığım için, sizde öyle yaparsınız zaten artık çişimi tutabiliyorum. Mahallede lafım da geçmeye başladı ha çift kalelerde falan, hele topta benimse değmeyin keyfime5’te devre 10’da biter dedim mi 9-9 olursa skor 11’e uzar hepsi bu, kuralları ben koyuyorum. O zamandan belliymiş aslında insanlar eşit değilmiş. Yaptırım gücü yada imkan kimdeyse onun dediği oluyormuş. Neyse ne diyordum, artık eskisi gibi değildim. Yukarı mahalleden bir kız var her akşam banyo yapıyorum ellerim buruşana kadar onun yanına gittiğimde temiz kokayım diye ama işte kendimi maça bi kaptırdım mı ter falan yalan oluyordu tabi. Görmeniz lazım ama kız ne kadar güzel anlatamıyorum. Mesela babam eve gelirken iki tane çikolata getiriyor biri ablama biri bana ben benimkini yemiyorum, ablamı kandırıp onun çikolatasını da alabilmek için ablamın her dediğini yapmak zorunda kaldığımı bile hatırlarım, pembe dizi bile izledim acı gerçek. Sırf var ya ona çikolata götürdüğümde birlikte yiyelim de ne kadar romantik biri olduğumu anlasın diye. İlk aşk tabi heyecan had safhada yanına gittiğimde yanaklarım gene kıpkırmızı. Bu kısmı çabuk geçmem lazım hatırlaması bile kötü gerçi bende de pek bir karanlık o dönemler. Malum kara gün gelmişti erkek olmak gerek, sünnet olacağız işte, kestik. Yani film çekimi gibi düşünün ben kestik dedim burada, gerisini siz anlayın.
Dedim ya o zamandan belliymiş eşiklik yokmuş. Bir gün bunlar ileride yeni yapılan siteye taşındılar sitede pek bi afili kendi oyun parkı bile var içinde kaykaylar falan ühüü neler neler. Ama dışarıdan kimseyi sokmuyorlarmış neymiş efendim sadece sitede oturanlar oynayabilirmiş biz çok ses yaparmışız. Eyvallah dedim bende, kafam attı o günden sonra bir kere daha görmeye gitmedim onu zaten. Delikanlıyız ya, gururluyuz tabi.
Şimdi büyüdüm denebilir askerlik falan da kapıda ara sıra yaptığım haylazlıklar geliyor aklıma gülüyorum, masumane. Hep dua ediyorum Allah’ım diyorum bana benim gibi bir evlat vermek ki uğraşamam. Annemin beni kapıda çırıkçıplak soyarak kucağında banyoya taşıdığı günler falan, mahallenin tüm çamuruyla gelirdim kapıya. O zaman böyle asfalt betonda değildi ya yerler malum Rize’de de hep yağmur yağar her yer çamur.
Neyse nerden geldik buraya yaşım 6’ydı o zaman ekmek almaya ben giderdim hep, söylene söylene. Anne beni ekmek almaya göndersene diyesim bile var artık, özledim çokça.
İnsan eşit değil, kiminin tüpü hemen bitebilir, kiminin ekmeği ama herkes bunları hemen bulamaz, alamaz. Kimileride bolluk içinde saltanat sürer.
Anladığım şu sanırım, genel olarak bu kainattaki döngüden; Bazen kafandakilere yakın birini bulursun, uzaktadır o. O'na gitmek istersin gidemezsin, kendinden gidersin sonra.Tek ortak payda gitmek olur. Gitmek parantezine al bi önceki cümlelerimi. Yanaklarım kızarıyor pek belli edemem ama aklıma sen geldiğinde.
Ekmek bitmiş sanırım ekmek almaya gidiyorum ben, görüşürüz..Unutmadan insan olan insanlar eşittir.
2 Ocak 2012 Pazartesi
Arkamı Döndüm Kusura Bakma//
Hepimiz kocaman korkak cesurlarız da bunu ne denli itiraf edebiliriz? Neyi isteriz ne olmalıdır bilir miyiz? Sunulana razı olmayı neden seçeriz? Kaç kere sorular sorduk, bir cevap olmasa da? Hissiyatları göreceli kavramları sevdiğimiz herkesi, sevdiğimiz her şeyi neden en sonunda mafettik hep? Hangi geceyi sevdik hangi gündüzden nefret ettik? Hangi dudaktı dokunmak istediğimiz, biz hangi yalan bakışlara aldandık? Biz neden hep haklıydık neden hep suçladık? Neden sarhoşken hep daha bi içtendik? Hangi rol bizimdi, biz hangisini “oynadık”? Sonunda neden sürekli yalnız kaldık? Ne kadar güçlüydük aslında anlatırken, meydan okurken, eşrafa bir nara daha atarken? Hep fark etmez devam ederiz dedikte neden yarı yolda tökezledik? En iyi zamanlarımız ne kadar rezilliklerle doluydu kimleri acıttıkta bununla yüzleşemedik? Olmayacak bir şeyi hayal edince sahip olabiliriz sandıkta e şimdi neden tekrar hayal kurmak zorundayız? Yorgun olduğumuz her rüyadan sonra neden hep bir omuza ihtiyaç duyduk? Duyduk da bulduk mu? Tutunmaya değer tüm hatıralara neden ya bakamadık ya da karartıp bıraktık? Neden kapıları kapadık dışarıda kalan üşürse diye sormadık? Ya dışarıda kalan olsaydık? Ya da ordaydık biz farklı sandık?
Yanı başımızda ne masallar anlatıldı da biz neden hep mutlu sonlara inandık? Sonu olan şeyin mutluluğu olmayacağını göremeyecek kadar salak mıydık? Hep şu duyguyu yaşamak zorundaydık “Günahlarımızın bedelini ödemek” iyide hangisi benim günahımdı ki günahkar olmayı isteyen kimdi? Ellerim uzanmadı hani dedim ya hepimiz kocaman cesur korkaklarız inanmadık hep bir sonra ki safhaya sarkıttık ve ateşler altında sözde kahramancılık oynadık. Verdik ya hepimiz almadan. Hepimiz doğruyduk ya e kimdi yanlış olan? Yanlış olmaktan bu kadar neden korktuk, onaylanmamaktan? Ne uğruna savaştın ne uğruna kaybettik ya da kazandık? Hepsi komikte savaşıyor muyuz onu bile bilemedik. Verdiler aldık, sundular yedik, güldüler güldük, ağladılar biz gene güldük, acıttık gene güldük, acıdık gene güldük, hep güleriz biz, gülmek iyidir gülünce korkmamış gibi duruyorsun ya sen gülümsemeye devam et gene çok güçlü kal öyle sanalım ama ben gülmüyorum artık. Artık en azından biraz da olsa korkmuyorum ve somurtabiliyorum sadece kendim için ve asabiliyorum suratımı en ayıp günahları işlediğim halde en masuma kıydığım halde en kötü hep ben olduğum halde. Şimdi yanacak mıyım bende? Ben susmuyorum devam ediyorum. Hiç gülmeyecek olmaktan da kaybetmiş bulunmaktan da zafer sarhoşluklarının uzağında da..
“Arkamı döndüm kusura bakma.”
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)