24 Şubat 2012 Cuma

Papyonlu//



Tek düze bir adam olmak zor. Her gün aynı insanı sevmek, her gün onu özlemek, her gün ondan uzak kalmak  ne kadar gereksiz ne kadar saçma sapan ve aynı zamanda ne kadar vazgeçilemeyecek bir olgudur bilir misiniz? Hayır bilmezsiniz siz çok renkli karakterlersiniz çünkü. Benim siyah beyaz düşlerimin arasında kaybolmak size göre değil.
Dudaklarınız sadece bana ait olabilir mi? Sordum bu kez utanmadan kızmadınız umarım. Pekala saçlarınızın kokusu sadece benim için yaratılmış olabilir mi? Karşı gelsem tüm yaradılışlara yanar mıyım yahu bende?  Yahu’lar pek sempatik değil mi ama ben ulan’ları daha bi sevdim. Onu da bir kenara bıraktık, siz sevgilim olur musunuz' sorusunu çok önemsediniz sanırım, ben bu kadar basite indirgeyemedim sadece ayıp olmadı değil mi? Olduysa haneme bir günah daha yazılabilir benim için mahsuru yok. Bu arada aklıma gelmişken hala aynı sempatiklikte mi gülüyorsunuz hani yüzünüzü sağa(kendinize göre) sola(bana göre) döndürerek? Ben çok isterdim yanağınıza dokunarak uyumayı hani saçlarınız yüzüme falan çarpsaydı, burnum kaşınsaydı. Ne var ki bunda? Şu an çalan parça bizim olsa biz dans etsek. Ben beceremem de siz beni uydursanız kendinize işte, ellerim belinizdeyken? Çok mu oldum ‘gene’? Peki peki son sorum; Bana sarılarak, kollarımın altında ölseniz sizi kimse görmese? Çok mu bencilce? Olmadı mı gene masum çocuğu, masallardaki kahramanı oynayamadım mı ki? Peki sustum ben o zaman. Bu arada ben biraz daha buz alayım o arada sizin sıcak kahveniz soğumasın yudumlayın. Sıcaklar sizinle soğuk suretler benimle kalsın. Öpüyorum, belirtmek isterim bu satırları gelişi güzel, orta okulda öğrendiğimiz üslubuyla çala-kalem yazdım ki beni de özel biri sanın. Elimden gelenin en iyisi bu ama söz daha iyisini için çabalayacağım. (shift iki nokta 9.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder