26 Aralık 2011 Pazartesi

Değil //


Biraz uykusuzluk var buralarda, biraz beyazlamış su, sigara dumanının kötü kokusu sinmiş kağıdın orasına burasına, çokça senden bahsediyor hepsi toplanmış bana inat, kaleminde pek yazası yokta ben zorluyorum işte uyutmadım onu’da.  Hepsi bir kenara da bu ışık ara sıra sönüyor tekrar yakıyorum neden diye sorarsan hiçbir fikrim yok. Saat geç olmuş epeyce, az öncede senle konuştuk senin haberin yok biliyorum da, söyledim şimdi öğrendin sayıyorum. Burası soğuk ama sen yoksun diye değil mevsim normalleriyle alakalı. Ha benim üşüme nedenim mevsim normalleriyle mi alakalı? Ona da -değil. Uzun uzun sana anlatırdım ama uyuyorsun, bir ara konuşuruz gene. Geçen gün dikkatimi çekti,  ihtimalleri değerlendiriyordum.  Dikkat etmeyi unuttuğum imla kuralları var sen’in yanına hemen virgülsüz, bağlaçsız ben’i yerleştiriyorum.  Kendimi rahatlatma metotlarımda var bak işte Allah istedi falan diyorum, hani küçükken tabağımızın hepsini bitirmezsek çok günah olurdu ya onun gibi biraz. Ben olmasaydım, sen olurdum.  İhtiyacım olur muydu bilmiyorum ama çok zaman oluyor sana dokunmak istediğim.  Karanlıkta herkes birbirine benzer mesela, duygularda. İçim o kadar karanlık ki bütün duygular sana benziyor. Bahsi geçmişti az önce. Işık ara sıra sönüyor tekrar yakıyorum diye; ışığı yaktığım zaman bana, kapandığında sana benziyorlar.  Yürürken nubuklarım ayağımı vuruyor. Sırf sen böyle seversin diye sesimi çıkaramıyorum, selpak koyarım topuklarıma ama o’da erkek adam yakışmaz işte, aramızda kalsın. Uzaklık neden bu kadar anlamsız geliyor bilmiyorum. Çok yakın olsak ne değişirdi. Seni gene bu kadar çok istemez miydim? Hadi sen cevapla bunu sigara yakmam lazım.
Geldim, cevabı buldun bence kaldığım yerden devam ediyorum.  Ne diyordum en son? Hah buldum. Geçen gün aklıma geldi ihtimalleri değerlendiriyordum. Saatin seninle nasıl geçtiğine dair hesaplamalar yapıyorum ara sıra, gereğinden çok daha hızlı birbirini takip eden akrep yelkovan ikilisi çıkıyor karşıma. Benim matematiğim mi kötü ki? En çok istediğim kısım şu olsa gerek ve muhakkak anlaşmamız gereken nokta;  herkes en iyi olduğunu yapsa hani sen dünyada karşı koyamayacağım tek gülüşe sahip o gamzelerinle bana baksan hep, yalnızca. Bende ölürken seni yanımda götürsem. Arkamda bırakırım falan sanmamıştın değil mi?
Küfür yok cümlelerimde aslında sevmem bilirisin ama bazende anasına avradına sayasım gelmiyor değil. Ama sayıyor muyum -evet sayıyorum. Bu da benden olsun diyorum bunu da yaz. 'Kolundan tutup aklıma getiyorum seni' sonra sakinleşiyorum.
Uyurken bile sana sarılım ben, özlediğim tüm huzur anlarından uzak kaldığım gecelerde. Bu kadar sıradandı işte. Çokça sen’li.

17 Aralık 2011 Cumartesi

Başlık'sız//


Bir sen olacaksın yanımda. Bagajda sadece içkilerimiz birde siyah atletim, mavi elbisen’in yanında. Öyle günler öncesinden hazırlamayacaksın bavulunu her zaman yaptığın gibi. Dedim ya sadece mavi elbisen. Tamam ruganlarını da al sustum. Ama yanımızda tek çağ’a ait şey o şırıltılı, hiçbir zaman doğru frekansı tutturamayan radyo olacak. Bize benzetiyorum onu ondan. Harita olmasa da olur senin eşsiz ama hep yanlış yöne saptıran hislerini kullanacağız yoldayken. Yanlış yolda olmak bir yerde durup beklemekten iyi’dir derler ya hani, yanlış yerlerde yalnız olacağız, ikimiz. Poğaça da yaparım hem, acıkırsak yeriz. Uzaklara götür beni derdin ya hep, çok gideceğiz durmadan. Yağmur yağınca bile kapatmayacağız arabanın üstünü ıslana ıslana gidiceğiz, sen başını omuza koyacaksın öyle gidiceğiz. En sevdiğin yerde dururuz. Açarız şişelerimizi sen kendin gibi bet, çirkin sesinle şarkı söylersin bende kitlelere hitap eden orkestra şef’i edasıyla yönlendiririm aşkım re’den devam et re’den falan derim. Kutlarız bizi, bize içeriz, biz birlikte ölelim diye içeriz. Sen kullanırsın arabayı yorulunca ben. Ha ama o kadar yavaş gitmek yok anlaşalım. Gece olduğunda resimdeki sahilde dururuz. Sen mavi elbisen’i ruganlarını giyersin ben gün ışıyana kadar seni seyrederim. Sarhoş olurum sana bakarken. Tutarım elinden o yabacın kenarına gideriz, siyah atletimle sözlerini bağlarım hangi elimde yüzük bulursan evleniriz?
Biraz büyük konuşmuşum şimdi okudum da yazdıklarımı, poğaça yapamam ki. Düzelttim böyle daha iyi.

15 Aralık 2011 Perşembe

Kibrim En Sendiğim Yan'ım.//


Kaç hayat kaldı arkamda saymadım, toprağın altında. Ben ben gibi yaşamayı seçtim. Eğmeden eğilmeden, gerekirse tek başıma. Söylemek istediklerimi beğensinler diye değil inandığım için söyledim. Geçmişimi kapatıp temiz sayfalar açmadım. Tüm kirleriyle kabul edip devam ettim. Ben ben olduğum için bugün dik durdum. Bugün toprağın üstünde yarın yer değiştireceğim bedenimde ki ruh'a sadık kalarak. Ben elimi uzattıysam şefkat beklediğim için değil, istediğim için uzattım. Ben bugün üzüldüysem hak ettiğim için, üzdüysem hak ettikleri için üzdüm. Kusursuz olmadım öyle uğraşlarda da bulunmadım. Ben hep dürüst oldum istedikleri gibi ama gerçekler kırdıysa başkalarını dönüp özür dilemedim, gülümseyip devam ettim. Satılık hayatların bedelini ödeyecek kadar da ahmak olmadım. Bedelini ödemediğim hiçbir şeye de sahip.. Ben yeri geldi sadece gitmek istediğim için gittim, gerektiği için değil ama sonra dönüp de ben geldim demedim. Gittiysem gittim. Yalan söylediğim zamanlarda oldu ama en azından çaktırmadım, sırıtmadı hani. Ben sana çok şey yazdım senin bilmediğim, hiç okumadığım kime yazıldığını tahmin bile edemediğin. Bir şey isteseydim o’da sen olmazdın inan bana ‘biz’ olurdu. Beni kaldırmak zordu, çok saçmaladığım an oldu e bende de böyle işte. Sen beni böyle de istedin –meliydinde. Neyse uzadı uzar, bil istedim bir gün çok mutlu olacağız’ı vaat etmedim sadece her gün ben olacağım dedim, yanında.

Tabi ki gururum her şeyin üstündeydi, kibrim en sevdiğim yan'ım.

9 Aralık 2011 Cuma

Tarif, hepsi bu//


  Kapalı tüm kapıların ardı karanlıktı ve ben küçükken karanlıktan hep korktum. Büyüdüm değişir sandım ama gene korktum. Kaç cümle kurdum sonu karanlık sayısını ben bile unuttum. Fazla unutkanım aslında, mutfağa neden gittiğimi bile unuturum. Anlamadığım seni, neyse boş ver. Boş ver de seni neden unutamadım bunu sormaya bile korkar oldum. Her satır sonunda soru işaretleriyle boğuşmaktan yoruldum. O kadar karaktersiz gecelerin içinde kayboldum ki saçındaki huzur beni bulsun diye yalvardığım lavabo mermerleri soğukluğunu eksik etmedi, yüzümü tanımaya çalıştığım aynalarda. 
      Bana anlatmanı istediğim o kadar yemek tarifi var ki inan özlediğimden değil ha sırf bana onları anlatabil diye tüm çabalarım. Tamam belki beceremem yemek yapmayı kabul ama sen yaparken çok iyi izlerim, mesela. Öperim falan.  Ya aslında konuyu bağlamaya çalıştığım nokta, gömleklerim çok ütüsüz kaldı, pantolonuma ütü izi bile yapamıyorum. Gerisini sen düşün işte. Bir de şey var; duyduğun o tüm güzel cümleleri unutsan benim cümlelerim sadece en benim gibi olur beceremiyorum pek bilirsin de çikolatamı seninle paylaşabilirim? O’da olmazsa ilk ben yerim söz sana pasta bile yaparım ama tarifi anlatman lazım. Kaç bardak süt? Dedim ya tarifler için diye, özledim diye değil hani.
     Keşke özledim diyebilmek bu kadar zor olmasaydı kendimi iki yanına sınıfın en tembelleri oturtulmuş, sınıfın üçüncü en tembeli gibi hissediyorum. O değil de ben seni hiç özlemedim ha, sadece kokun ara sıra burnuma geliyor alakasız. Ara sıra da ellerini sakallarımda dolaştırasım. Bir de sarıladabilirdim ama özlemedim yani. Hepsi bu.

8 Aralık 2011 Perşembe

Bi'tap //



Sabah uyandığımda üzerime sinmiş  o sıra'dan kadınların kokusunu duyuyorum  bazen. Soyunuyorum her şeyimi çıkartıp kirliye atmak yetmiyor. Arınamıyorum bazı günahlarımdan bazı kirler sanki üzerime yapışmış gibi kurtulamıyorum. Pişmanlık duyduğum çok oluyor her dudakta bu son diye gözümü kapatarak seni öpmeye çalıştığım, bu son seni hayal ederek dokunduğum beden dediğim. Çırıl çıplak kalıyor hayat karşımda ben sadece susuyorum.  Küfürlerimi bonkörce savurduğum dudaklarım kapanmıyor. Deli saçması doğrularımla boğuşuyorum. Herkes bir saftayken, ben çok tek'im bu yan'da diyorum kendime. Seninle uyuyup kiminle uyandığımı bilmemek yırtık perdelerin arasından yüzüne yansıyan o güneşin en çirkin yüzü uyandırmak için, hani sanki kalk ve yüzleş gerçekle der gibi bağırıyor kulağıma. Bazen o kadar kifayetsizki yazdıklarım onlarca'lara okusam ikinci satırda okunmaktan vazgeçilecek makale kaderini yaşıyor, senin son satırına kadar hissedeceğin. Gerçekten bu kadar öte olabilir miydin? Komik. Gerçekten ben bu kadar öte'kilerde seni bulmaya çalışabilir miyim? Basit. Kendimi savunmaktan sıkıldım ha, her defasında haksızlığımı bile bile kendimi savunmaktan. Ben gene darlanıyorum tek meylim neden sana hala? Neden o kadar basit, neden sığ bütün sevişmeler yokluğunda? Neden anasonsuz bir an senden daha da uzaklaşacakmışım gibi hissettiriyor bana? Tek bir cevap ver neden sökük, yırtık ve istemsiz tüm hamlelerim? 
Yanmaktan değil de sana dokunurak yanamamaktan tedirgin bakışlarım, bu ürkekçe gözüken titremelerim de bundan. Korkmaktan değil de senden uzakta kalmaktan bi'tap, gerçeklerim. 

22 Kasım 2011 Salı

Sen Anla.//


      Hani tek bir resmine günlerce yazabilirim ya, saatlerce konuşabilirim onunla. Karşımda olsan? En büyük susma'larıma hayran kalırsın. Büyük sevmelerime.. Sadece sana yazılmayı bekleyen o kadar satırım var ki, parmaklarım cesaret edebilse, sonun'u yazmaktan korkuyorum. Öğrenmen gerek, uzun uzadıya sana dokunmalarımın taşıdığı gerçek çaresizliklerimi uzaktan uzağa.
Ulan hani o kadar çok birikmiş susmalarım var ki içimde. Al işte bu gece de onlardan, bi bitik duvarlar, boyaları akmış, üzerime düşücek gibi, soyulan kabuklarının altında senin izlerin var. Benim hareket etmeye dermanım kalmamış, hala aynı küllükteki sigaraların tek tek bitişini izliyorum, dumanı gözüme kaçıyor canım yanıyor. Ara sıra dönüp aynaya oğlum bi düş yakamdan diye bağırıyorum, o daha da boğazıma sarılıyor. Huzur bulduğum tek an seni uyurken hayal ettiğim, saçlarının kokusunu içime çekmek için derin derin nefes aldığım, rtitimlerimin karıştığı zaman kavramı. Kahvaltıda o boş çay bardağı hep senin için orda, 3 şekerli. Avuçlarında yazılı ben’i görebiliyorum belkide ondan hala buralardayım ama giderim yakındır.
       Aynı şarkıyı defalarca dinlemek gibi, neresinde olduğunu karıştırdığın burası dibimiydi başımıydı? –Sorusuna ya boş ver o ses işte seviyorsun tepeden tırnağa dibi yada başı ne önemi var cevabını, en emin cevaplarından biriymiş gibi verdiğin. Uyuşuyor dudaklarım bazen dişlerimle ısırıyorum ıspatı’ndayım olayın, ben hala ayığım ama sana sarhoş olalı uzun zaman olmuş onu saklayamıyorum.
Çok susuyoruz bu ara, çok şey saklıyor tırnaklarım, sevdiğim hissettiğim hiçbir zaman sahip olamayacağım bir beden, senden ibaret görkemli bir ölüm.

21 Ekim 2011 Cuma

Mehmet'ime//


Büyüme çocuk senide öldürecekler, büyüme. Günahsız yere, en güzel zamanında, yaşlarında seninde etini delecek o soğuk mermi. Ne uğruna, kimin menfaatleri uğruna olduğunu bile bilmeyeceksin, vatan diyecekler öyle sanacaksın. Gerçekte öyle olsa zaten hiç yanmazdı can'ım. Büyüme çocuk pusu kuracaklar sana da adam gibi karşına çıksalar koymayacak ya, çıkmayacaklar kalleşlik yapacaklar.
Ananın gözü yaşlı kalacak çocuk, evliysen karın yalnız, çocuğun varsa yetim. Soramayacaksın bunu hak edecek ne yapmıştım ben suçum neydi. Ben sana söyleyeyim çocuk suçun namuslu olmaktı, suçun helal süt emmiş olmaktı. Elin bir kadının vücuduna değmemişken öleceksin çocuk en büyük günahları daha hiç tadamamışken.. Bu seninde hakkın değil miydi? Biz yataklarımızda sıcak sıcak uyurken sen neden soğuktan titreyecektin? Biz aşk acılarımızı dert ederken, bugünde şu filme mi gitsem’in derdine düşerken sen neden soğuk toprağa düşeceksin çocuk? Biz nevizadelerde alemlerdeyken sen neden bir bardak su için 3gün yol gideceksin? Neden ben değilde sen öleceksin çocuk neden? Dip boyasına ağlayanlar varken sen ağlamaya neden korkacaksın hırçırıklarım duyulur mu acaba ateş açarlar mı’dan korkacaksın? Bayramda dedenin elini öpemeyeceksin sen büyüklerinin mezarını ziyaret edemeyeceksin senin mezarına gelecekler çocuk. Bayram özel programları aktiviteleri var sen bilmeyeceksin bunları ki zaten hiçte bilememiştin ya.  Suçun aslan parçası gibi yürekli olman olacak çocuk adam olman olacak. Suçun ecdadına layık olmak olacak.. En çokta iki gün sonra herkes eskisi gibi yaşamaya devam edecek en çok ona yanacaksın ya sen şimdi bunları düşünme.
Baban var ya baban hani sana hep bağıran susacak asla konuşmayacak. Sen baba ben buradayım diyeceksin seni duymayacak çünkü sen öldün çocuk. Sonunda kendi vücudunu göreceksin karnında bıçak ayak parmaklarından iple bağlanmış o zaman anlayacaksın işte çocuk o zaman. Daha sakalların terlemeye yeni başlamışken neyse öyle lan işte öyle elden bir şey gelmeyecek..
Ruhun huzur dolsun kardeşim çok değil yakın zamanda yanında siperde yer alacağım bende sen ölmezsin, ben ölmem, biz TÜRK’üz ölmeyiz, biz bitmeyiz bu vatandan bir karış toprak gitmez. Şerefsizler peşkeş çekse de biz asla vazgeçmeyiz.
Unutmadık unutmayız “Muhtaç olduğun kudret damarlarında ki asil kanda mevcuttur. M.K.ATATÜRK"

15 Ekim 2011 Cumartesi

Daha Şimdiden.//


Bir kere yürümeyi öğrenene kadardır hayat, ondan sonra hep koşmanı isterler senden. Bir kere sevmeyi öğretene kadardır hayat, ondan sonra hep üzülmeni beklerler. Bir kere sevmektir hayat o'ndan sonra zaten biter. Sen direnmeye çalıştıkça dalga geçer, güler falan böyle kapının eşiğinden. Sen hep kaybettiklerine takılırsın o yenilerini buldurur inadına yapıyormuş gibi, onları da kaybettirir. Sen bu saçma döngüde kaybolursun zamanla. Bulup bulup kaybedersin. Sonunda kaybolan sen olmuşsun farkında bile değilsin’e gelir dayanırsın.
Kış geldi gibi soğuk falan iyice, her gün olmasada sıkça yağmurlu olur havalar. Sense hiç yaz olmamışçasına üşüyeceksin. O atkıyı sarsan da sarmasan da boğazlarında o acı olacak sen rüzgardan sanacaksın. E ne demiştim sana yürümeyi öğrendin keşke hep emekler kalsaydım diyeceksin ama koşman gerekecek. Islanmadan eve kadar koşman. O şemsiye işine yaramaz inan bana. İnan bana o yapboz hep tek parçayla eksik kalacak hiç tamam olmayacak. Barışamayacaksın aynayla onu giy bunu çıkar uğraşacaksın ama pek bir ehemmiyeti olmadığını anlayacaksın, en salaş halinle yol alacaksın, en güzel halinle..
İşin kötüsü ben yanaklarını en çok kışın severdim. Kızarırdılar ya böyle soğuktan hafif hafif, avucumun içinde sıcakcık olur daha da kızarırdılar. Ya o değil de en alakasız zaman da gene o şarkı çalacak ha, hani beraber dinlerdik tekrar tekrar ben artık bıkmadın mı değiştir şıunu derdim, sen yok bu son aşkım diye diye eve gelene kadar dinletirdin. O kelimeye de hiç ısınamamıştım zaten biliyorsun sende hani seviyorum’lu falan var ya hah ona. Bıunu sana anlatmamı hangi mükemmel kelimeler bir araya gelse eş değere varırdı ki? Hiç biri tabiî ki aşkımmm diyişini duydum bile bak daha şimdiden. Daha şimdiden üşüdüm bile atkıyı taksamda takmasamda daha şimdiden sırtım terliyor.
Bu son sigaram aşkım bitsin daha yakmayacağım. Diş fırçanı her sabah gene musluğun altına tutuyorum sanki sen kullanmışsın gibi geliyor. Bil istedim.

Aycan ALCAN//

14 Ekim 2011 Cuma

Her Seferinde//



Susmayı sevenlerden olmadım
Susup karşıya geçenlerden
Dinleyip söyleyemeyenlerden
Anlatmayı sevdim
Doğru bildiklerimi
Ve onlardan asla geçmemeyi
Umurum da olmadı
Düşündükleri
Düşündüklerimle var oldum
Farklıyım ben diye yırtınmadım
Hep aynı olan farklılardan da olmadım
Zarar vermeye çalışanlardan da değildim
Zarar görmeyi yeğledim
Verebileceğin en ağırlarından geçtim
Susmayı sevmezdim ya
Sustum konuşmadım
Bakabilseydin gözlerime
Bulsaydın o cesareti kendinde
Fark ederdin
Sustum mu söyledim mi bende
Ben büyürken
Sen küçülecektin her seferinde.

Aycan ALCAN //

24 Eylül 2011 Cumartesi

Ses Tonum//



Ellerim çatladı dudaklarımda
Soğuktan mıdır dersin
Yokluğunda mı?
Hayalinle uyudum dün gece
Korktuğumdan mı dersin
Umutsuzluğumdan mı?
Yüzümde ki kusurlar
Daha bi belirgin artık
Baktığım her yer
Daha bi bulanık
Titrek ses tonum
Çatallanıyor her geçen gün
Daha bi fazla
İnadına sönmeden biri
Bir diğerini yakıyorum
Sonu geldikçe sanki sen bitiyorsun
Gerçek kılıyorum ben beni
Her şeyi denedim sevgilim.
Aklına gelebilecek her şeyi.
Gitmeyi, dönmeyi hiç hamle yapmadan beklemeyi..
Ama olmadı
Bütün çıplak tenlerde kaybolan bir ruhani eksiklik yaşadım.

20 Eylül 2011 Salı

Ama Kızma Anne//


                Ben büyüyemedim anne. Herkes aynı telaş içindeyken ben bir türlü büyümedim. Hala ekmek almaya benim gitmem gerekiyor ne kadar mırın kırın yapsam da, hala beni senin uyandırman gerekiyor, hastalanırsam senin çorba yapman, ateşimi güzel ellerinle ölçmen hadi bir şeyin yok paşam demen, korkarsam sana sarılmam.. Sana bir şey söyliyim ama kızma anne, yeni aldığımız ayakkabılarla gene okul çıkışı maç yaptık ama gol attım. Ben büyüyemedim anne herkes büyüdü büyüdüğünü idda etti ben hep senin küçük oğlun olarak kaldım. Pantolonum paçaları gene çamurlanıyor, hala o şeytan tırnağı canımı yakıyor, gözlerim dolunca hep senin yüzün beliriyor gözümde, saçlarıma dokunuşun, kızdırsam da babamı senin eteklerinin yanına sığınmak hep ne güvenli yer oluyor anne. Tabağımı hep yarım bırakıyorum ya beklide bu yüzden böyle oldu küçükken söylediğin gibi. Çok hata yaptım be anne yapma dediğin ne varsa beklide ilk sıraya onları koydum da yaptım ama kimseyi üzemek için yapmadım anne. Kaşlarını çatıp bakmaların sanki yüreğimi böler gibi oldu ama gözümden akacak tek damla yaşa kıyamadın gene kokladın boynumdan okşadın. Mesafeler ne kadar uzak olursa olsun her başım derde girdiğin de hep kanatlarının altındaydım bu yüzden beklide büyümek pek işime gelmedi be anne. Büyüyünce belki ağlarken anne diyemem diye büyümedim anne. Gene sobamızın üstünde kızarttığımız ekmeğe sen sür en sevdiğim yağla balı, ben gene bu çok kızarmış ya falan diye nazlanayım sana. Kendi halinde bir hayattı bizim istediğimiz,konuşulmak yada birilerini konuşmak değil. Kendi kendimize susmak, kendimize tebessüm etmekti anne.
                Bir şey söyleyeyim ama kızma anne, her şey için sana ölene kadar hizmet etsem gene de ödeyemem hakkını. Teşekkürler anne kimsenin hakkı üzerimde olmadan atabildiğim her adım için, hayatta olduğum her yaş için. O kadar büyük yaşadım ki seninle büyümeme gerek kalmadı büyümek için küçük olmak gerekti.

19 Eylül 2011 Pazartesi

Günaydın.//


               Ne kadar daha hayalini kurarak uyumaya devam ederim bilmiyorum ama son demlerimi yaşıyorum bunu hissediyorum. Ve gerçekten inan hayallerimde ki o kusursuz mutlulukları sen yaşa istiyorum. Ben ne yaparım hiçbir fikrim yok ama sanırım bir sigara daha yakar bu kez tebessümde edemem o tüm havam cakam falan suya düşer yani,  seyrederim ya da terk ederim. Her zaman ki gibi uzaklaşır susarım.  Çok karışıyor her şey bakarken konuşurken susarken söylerken saçmaladığımı hissettiğim çok oluyor. Ama şu da bir gerçek ki güçlü görüntümün altında aslen yalandan kabartmalar varmış. Son olacaksa bu gece son kez hayallerimdeysen bozma bunu Galatasaray'ın maçına gitmiş olalım ve kazanalım her golden sonra bir öpücük borcun olsun ve çok sıfır kazanalım. Eve gelelim en sevdiğim yemekleri yap ve gerçeklerden hiç konuşmayalım. Uykun gelsin inatla uykun olmadığını iddia et ama benimle boğuşmaktan yorgun düş ve kucağımda uyuyakal. Seyredeyim bende öylece yüzünü hiç dokunmadan dokunursam tüm büyü bozulacakmış gibi hiç dokunamadan hiç öpemeden sessizce çıkıp gideyim ve sabahında hiçbir şey hatırlama gerçek hayatında çok mutlu olarak uyan.
Ha olur ya bir gün gerçekten “gerçeklerden” sıkılırsın gel yanıma ve öylece kalalım bütün gerçek olmayan zamanlarda.


Mesele o da değil ki.//


              Dökülecek lan tabi senin de saçların ne sandın? Acıtacak tabi geçmişin, ağlamazsın da sen şimdi erkek adamsın ya. Sonsuza bile giderdin gibi hissedeceksin de en fazla elveda’yı işiteceksin. Çok isteyeceksin tabi lan dönmeyi, onu, eski günleri.. Ama gene susacaksın söyleyemeyeceksin değil mi erkek adamdın ya. Hadi lan hadi gel otur biraz daha saf oksijenin kafa yaptığı hayatta dumanlanmaya çalış, a pardon dünya kirlenmişti kirletmiştiler değil mi?
Sözlerin bitmiş gibi gelecek zaten çokça konuşurdun ya böyle olanı da bitecek. Gül lan hadi biraz gül en azından şimdiye kadar gülünecekken gülmedin ağlanacak haline gül. En çokta ne koyacak biliyor musun? Ben biliyorum anlatayım mı sana da? Hatanın farkına vardığın da çok geç olacak işte, hah o zaman çok koyacak.  Çirkin geleceksin kendine aynaya yanaşamayacaksın bak burayı iyi dinle ha “Sadece yokluğu’nun ne kadar yakın olduğunu hissedeceksin işte o zaman daha da ağırlaşacak kalp atışların.”

Hadi lan şimdi gerçekten sus bari de adam sansınlar.