8 Aralık 2011 Perşembe

Bi'tap //



Sabah uyandığımda üzerime sinmiş  o sıra'dan kadınların kokusunu duyuyorum  bazen. Soyunuyorum her şeyimi çıkartıp kirliye atmak yetmiyor. Arınamıyorum bazı günahlarımdan bazı kirler sanki üzerime yapışmış gibi kurtulamıyorum. Pişmanlık duyduğum çok oluyor her dudakta bu son diye gözümü kapatarak seni öpmeye çalıştığım, bu son seni hayal ederek dokunduğum beden dediğim. Çırıl çıplak kalıyor hayat karşımda ben sadece susuyorum.  Küfürlerimi bonkörce savurduğum dudaklarım kapanmıyor. Deli saçması doğrularımla boğuşuyorum. Herkes bir saftayken, ben çok tek'im bu yan'da diyorum kendime. Seninle uyuyup kiminle uyandığımı bilmemek yırtık perdelerin arasından yüzüne yansıyan o güneşin en çirkin yüzü uyandırmak için, hani sanki kalk ve yüzleş gerçekle der gibi bağırıyor kulağıma. Bazen o kadar kifayetsizki yazdıklarım onlarca'lara okusam ikinci satırda okunmaktan vazgeçilecek makale kaderini yaşıyor, senin son satırına kadar hissedeceğin. Gerçekten bu kadar öte olabilir miydin? Komik. Gerçekten ben bu kadar öte'kilerde seni bulmaya çalışabilir miyim? Basit. Kendimi savunmaktan sıkıldım ha, her defasında haksızlığımı bile bile kendimi savunmaktan. Ben gene darlanıyorum tek meylim neden sana hala? Neden o kadar basit, neden sığ bütün sevişmeler yokluğunda? Neden anasonsuz bir an senden daha da uzaklaşacakmışım gibi hissettiriyor bana? Tek bir cevap ver neden sökük, yırtık ve istemsiz tüm hamlelerim? 
Yanmaktan değil de sana dokunurak yanamamaktan tedirgin bakışlarım, bu ürkekçe gözüken titremelerim de bundan. Korkmaktan değil de senden uzakta kalmaktan bi'tap, gerçeklerim. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder