9 Aralık 2011 Cuma

Tarif, hepsi bu//


  Kapalı tüm kapıların ardı karanlıktı ve ben küçükken karanlıktan hep korktum. Büyüdüm değişir sandım ama gene korktum. Kaç cümle kurdum sonu karanlık sayısını ben bile unuttum. Fazla unutkanım aslında, mutfağa neden gittiğimi bile unuturum. Anlamadığım seni, neyse boş ver. Boş ver de seni neden unutamadım bunu sormaya bile korkar oldum. Her satır sonunda soru işaretleriyle boğuşmaktan yoruldum. O kadar karaktersiz gecelerin içinde kayboldum ki saçındaki huzur beni bulsun diye yalvardığım lavabo mermerleri soğukluğunu eksik etmedi, yüzümü tanımaya çalıştığım aynalarda. 
      Bana anlatmanı istediğim o kadar yemek tarifi var ki inan özlediğimden değil ha sırf bana onları anlatabil diye tüm çabalarım. Tamam belki beceremem yemek yapmayı kabul ama sen yaparken çok iyi izlerim, mesela. Öperim falan.  Ya aslında konuyu bağlamaya çalıştığım nokta, gömleklerim çok ütüsüz kaldı, pantolonuma ütü izi bile yapamıyorum. Gerisini sen düşün işte. Bir de şey var; duyduğun o tüm güzel cümleleri unutsan benim cümlelerim sadece en benim gibi olur beceremiyorum pek bilirsin de çikolatamı seninle paylaşabilirim? O’da olmazsa ilk ben yerim söz sana pasta bile yaparım ama tarifi anlatman lazım. Kaç bardak süt? Dedim ya tarifler için diye, özledim diye değil hani.
     Keşke özledim diyebilmek bu kadar zor olmasaydı kendimi iki yanına sınıfın en tembelleri oturtulmuş, sınıfın üçüncü en tembeli gibi hissediyorum. O değil de ben seni hiç özlemedim ha, sadece kokun ara sıra burnuma geliyor alakasız. Ara sıra da ellerini sakallarımda dolaştırasım. Bir de sarıladabilirdim ama özlemedim yani. Hepsi bu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder