13 Ocak 2012 Cuma

Yanaklarım Kırmızıydı//


Henüz 6 yaşımdaydım, daha yeni etraftaki cisimleri anlamlandırmaya başlamışım falan.  Mesela artık o ‘ğın ğın’ değil araba yada ‘apça’ değil amca.. İtiraf etmesi zor yanakları kızarıyor adamın ama sonuca odaklanılması gerektiğine inandığım için, sizde öyle yaparsınız zaten artık çişimi tutabiliyorum. Mahallede lafım da geçmeye başladı ha çift kalelerde falan, hele topta benimse değmeyin keyfime5’te devre 10’da biter dedim mi 9-9 olursa skor 11’e uzar hepsi bu, kuralları ben koyuyorum. O zamandan belliymiş aslında insanlar eşit değilmiş. Yaptırım gücü yada imkan kimdeyse onun dediği oluyormuş. Neyse ne diyordum, artık eskisi gibi değildim. Yukarı mahalleden bir kız var her akşam banyo yapıyorum ellerim buruşana kadar onun yanına gittiğimde temiz kokayım diye ama işte kendimi maça bi kaptırdım mı ter falan yalan oluyordu tabi. Görmeniz lazım ama kız ne kadar güzel anlatamıyorum. Mesela babam eve gelirken iki tane çikolata getiriyor biri ablama biri bana ben benimkini yemiyorum, ablamı kandırıp onun çikolatasını da alabilmek için ablamın her dediğini yapmak zorunda  kaldığımı bile hatırlarım, pembe dizi bile izledim acı gerçek. Sırf var ya ona çikolata götürdüğümde birlikte yiyelim de ne kadar romantik biri olduğumu anlasın diye. İlk aşk tabi heyecan had safhada yanına gittiğimde yanaklarım gene kıpkırmızı. Bu kısmı çabuk geçmem lazım hatırlaması bile kötü gerçi  bende de pek bir karanlık o dönemler. Malum kara gün  gelmişti erkek olmak gerek, sünnet olacağız işte, kestik. Yani film çekimi gibi düşünün ben kestik dedim burada, gerisini siz anlayın.
Dedim ya o zamandan belliymiş eşiklik yokmuş. Bir gün bunlar ileride yeni yapılan siteye taşındılar sitede pek bi afili kendi oyun parkı bile var içinde kaykaylar falan ühüü neler neler. Ama dışarıdan kimseyi sokmuyorlarmış neymiş efendim sadece sitede oturanlar oynayabilirmiş biz çok ses yaparmışız. Eyvallah dedim bende, kafam attı o günden sonra bir kere daha görmeye gitmedim onu zaten. Delikanlıyız ya, gururluyuz tabi.
Şimdi büyüdüm denebilir askerlik falan da kapıda ara sıra yaptığım haylazlıklar geliyor aklıma gülüyorum, masumane. Hep dua ediyorum Allah’ım diyorum bana benim gibi bir evlat vermek ki uğraşamam. Annemin beni kapıda çırıkçıplak soyarak kucağında banyoya taşıdığı günler falan, mahallenin tüm çamuruyla gelirdim kapıya. O zaman böyle asfalt betonda değildi ya yerler malum Rize’de de hep yağmur yağar her yer çamur.
Neyse nerden geldik buraya yaşım 6’ydı o zaman ekmek almaya ben giderdim hep, söylene söylene. Anne beni ekmek almaya göndersene diyesim bile var artık, özledim çokça.
İnsan eşit değil, kiminin tüpü hemen bitebilir, kiminin ekmeği ama herkes bunları hemen bulamaz, alamaz. Kimileride bolluk içinde saltanat sürer.
Anladığım şu sanırım, genel olarak bu kainattaki döngüden; Bazen kafandakilere yakın birini bulursun, uzaktadır o. O'na gitmek istersin gidemezsin, kendinden gidersin sonra.Tek ortak payda gitmek olur. Gitmek parantezine al bi önceki cümlelerimi. Yanaklarım kızarıyor pek belli edemem ama aklıma sen geldiğinde.

Ekmek bitmiş sanırım ekmek almaya gidiyorum ben, görüşürüz..Unutmadan insan olan insanlar eşittir. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder